Ah bu düğünler ve İtalyan Düğün Yemeği

28287F22-A938-4FA9-B89C-633F2ABE8501

Babam İtalya’dan dönerken ‘sana çok sevineceğin bir hediyem var ama sürpriz, söylemem’ demişti. Tabii beni günlerce uyku tutmadı ‘nedir acaba’ diye, çikolata mı, kahve mi, magnet mi’ ancak geldiğinde anladım ki bu klişe hediyelerin hiçbiri değil ve babam beni çok iyi tanımış, beni beklettiğine de gani gani değmiş. Kapıdan çok özlediğim koca göbeği ve bembeyaz, kıvırcık, pamuk saçlarıyla girer girmez kucağıma iki tane kocaman İtalyanca yemek tarifi kitabı bıraktı! Böylece bu iki kitabın İtalyanca öğrenmem için harika vesileler olmasının yanında, gerçekten kültürüne de mutfağına da en az Türk kültürü ve mutfağı kadar hayran olduğum bu ülkeyi daha iyi tanıma şansı edindim. Hemen pencerenin kenarındaki büyük koltuğa kurulup, kendime mis kokulu bir kahve yaptım ve kitapların sayfalarını aslında pek de bir şey anlamadan, sadece resimlere bakarak karıştırmaya başladım, ta ki akşamüstü güneşinin vurduğu bir sayfada takılıp kalana kadar…Yeşiller, turuncular, kırmızılar, kahverengiler, sarılar, tüm bu renkler öyle bir ahenk içindeydi ki, yemeğin resminden bile bereket akıyordu sanki. İsmine baktığımda bunun bir çeşit düğün yemeği olduğunu anladım, düğün günü veya bir gün sonrasında bu bol mazelemeli yemek yapılırmış ki evlenen çiftin hayatı da böyle bolluk, bereket içinde geçsin, tıpkı Yahudi düğünlerinde evin önünde nar kırılması gibi…

FEE89597-5A14-475F-A80B-B0CE53E0508E

Haşır neşir olma şansı edindiğim birçok kültürde düğün ve evlilik, çiftin mutluluğuna ve onların isteklerine odaklanılan, sadece onlara ait bir gün olarak kutlanırken ülkeme dönüp baktığımda koca bir of çekesim ve ah bu düğünler diyesim geliyor…Bazı gelenek ve göreneklerimize sıkı sıkıya sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum, örneğin hasta ziyaretine giderken eli boş gitmemek, cenaze evine yedi gün boyunca dua etmeye giderek, o aileye maddi ve manevi destek  olmak, bayramlarda ve özel günlerde büyüklerimizi ziyaret etmek ve onları mutlu etmek gibi. Ancak bazı gelenekler var ki insana iyilik edeceğine kötülük ediyor. Bunlardan aklıma ilk geleni evlenirken mutlaka düğün yapmak zorunda olmak ve bu düğünün mutlaka şatafatlı olmak zorunda olması. Bu hiçbir mantığa dayanmayan durumun öyle sonuçları var ki; bu baskı yüzünden evlilik tarihini erteleyen, uzatan çiftler, bu düğün sürecinde iki tarafın birbirine üstünlük taslama çabasına girerek, aslında en mutlu günlerini heyecan içinde yaşaması gereken çifti sürekli iki arada bir derede bırakarak strese sokması, hatta bazı çiftlerin bu süreçte ayrılmak zorunda kalması, başka birilerini memnun etmek, ‘ele güne rezil olmamak’, ‘bir düğün bile yapmadılar’ dedirtmemek uğruna çiftin veya ailelerin binlerce lira borç altına girerek çiçeği burnunda çiftin evliliğin ilk yıllarını bu borcun yükü altında geçirmek zorunda kalması…

Bunlar aklıma gelen nedenlerden sadece birkaçı. Düğünler sözde evlenen çifte altın takarak onların yeni kurdukları bu hayata daha kolay başlamasını sağlamak için kurulur ancak gelgelelim bize yardım etmesini beklediğimiz bu güruh düğününüzü yemekli yapsanız kesinlikle hiçbir yemeği beğenmez, yemeksiz yapsanız ‘paraları yetmemiş’ diye dedikodunuzu yapar, DJ getirseniz çalan şarkıları beğenmez, orkestra getirseniz solistin sesine kusur bulur, deniz kenarında yapsanız üşüdük der, salonda yapsanız terledik diye şikayet eder. Geriye kalan, sonu gelmeyen bir memnuniyetsizlik silsilesi ve üç saat için en mutlu günlerini heba eden iki insan…Halbuki destek olmak isteyen, düğün olsun olmasın, çiftin evine veya yanına ziyarete giderek zarif bir şekilde desteğini sunabilir.

Ve bu kadar şey arasında dikkatimi çeken başka bir şey de şu oldu; dünyanın birçok ülkesinde geleneksel düğün yemekleri varken bizim ülkemizde düğünde servis edilmesi mutlaka beklenen tek şey düğün pastası. En düşük bütçeli düğünlerin bile vazgeçilmezi olan düğün pastası, gençlerin hayatlarının tatlılık içinde geçmesi için de dağıtılan bir yiyecek. Birçok kültürde de düğünlerde servis edilen yemeklerin hep bir manası var. Bir göz atacak olursak;

Çin’de düğünlerde başlangıç olarak mutlaka ördek servis edilirmiş çünkü kırmızının şans getirdiğine inanılır ve ördeklerin bir ömürlük çift olmasının çifte de geçeceğine inanılırmış.

C0E20859-84B5-41C1-A159-7E7BD08B08FD
Kola fındığı

Nijerya’da kola ağacının meyvesi olan kola fındığının düğünlerde iki tarafında ailesine servis edilmesi şartmış. Coca Cola’ya da ismini veren bu ağacın meyveleri çok fazla kafein içerir ve Nijerya toplumunda birçok hastalığın tedavisinde kullanılırmış. Bu fındık ikram edilerek çiftin ve ailesinin birbirlerini ömür boyu iyileştireceği düşünülürmüş.

E4C14C0A-7A55-4184-BA29-571C7C46D3E5
Banh Xu Xe (Banh Phu The)

Vietnam’da ise tapyoka ve maş fasulyelerinin sarı renkli, tatlı bir dolgu haline getirilip, muz yapraklarına sarılarak servis edildiği Bahn Xu Xe en geleneksel düğün tatlısı olarak biliniyor. Bu tatlının da bir anlamı var tabii: ortadaki altın renkli dolgu çiftin ikiyken bir haline gelen altın kalbini ve taneleri bir arada tutan muz yaprağı ise evliliğin birleştirici gücünü sembolize edermiş.

Japonya’da en geleneksel düğün yemeği ise ringa havyarı, bu sayede evliliğin çok çocuklu ve bereketli geçmesi temenni edilirmiş.

Ukrayna’da düğünlerde korovai isimli tatlı bir ekmek vardır, bunu beraber çalıştığım Ukraynalı arkadaşlarımdan da duymuştum ve tatma fırsatım da olmuştu. Gerçekten enfes bir lezzet. Arkadaşlarımın anlattığına göre bu ekmeği gelin ve damadın aileleri birlikte hazırlayıp servis ederlermiş ve böylece iki ailenin ömür boyunca birbirini destekleyeceği mesajı verilmek istenirmiş.

0CAE5E9F-B3FC-47B1-ADBF-7169CC614BCA
Korovai

Bizim ülkemize geri döndüğümüzde düğün ve pastayı özdeşleştirmenin yanında, düğün çorbası olarak bildiğimiz bir çorbamız da var. Bu çorbanın ismi de eski geleneklerimize dayanıyormuş. Düğün çorbası, düğün gününün ertesi günü düğün evinde yapılırmış ancak bu güzel ve meşakkatli çorbayı gelinin bir türlü razı olup içmemesi, nazlanması gerekirmiş. Ta ki erkek tarafı geline hatırı sayılır miktarda altın takana kadar!

Anlayacağınız biz de iş yine döndü dolaştı, maddiyata geldi. Maalesef bizim toplumumuzda kızlar alınıp, verilecek, ailenin erkeğinden istenecek, adeta ailenin evi, arabası gibi bir mal varlığı olarak görüldüğü için bu durum kolay kolay değişmez. Özellikle kendi yaşıtlarımda dahi ‘bana düğünümde şu kadar altın takıldı, bana evlenirken bunlar bunlar alındı, kına gecemde şunlar şunlar yapıldı’ diyerek böbürlenen, kendisine verilen değeri parayla belirleyebilen, kendisine çok altın takıldı diye karşıdaki ailenin kendisine değer verdiğini zanneden kadınlar olduğunu gördükçe boğulacak gibi oluyorum.

Umarım biz de bir gün kadının, ailesindeki erkekler tarafından alınıp verilecek bir meta olmadığını, kadına alınan maddi hediyeler ne kadar pahalıysa verilen değerinde o kadar yüksek olmadığını anlarız. Ama umarım bunu en önce biz, kadınlar anlarız ve evleneceğimiz kişiden maddi beklentiler içine girmeyi bırakırız.

Son olarak sizinle benim bu çok hoşuma giden İtalyan düğün yemeği tarifini biraz değiştirerek paylaşmak istiyorum. Umarım bu tarif sizlerin sofrasına da mutluluk ve bereket getirir.

İtalyan Düğün Yemeği

C8D44FFC-494B-4708-A89A-DD749F7C7486

Köfte için;

  • 350 gram köftelik kıyma (dana, yarım yağlı)
  • 1 adet küçük boy soğan, ince ince doğranmış
  • 4, 5 sap maydanozun yapraklı kısmı, doğranmış
  • 1 avuç kadar bayat ekmek kırıntısı, hafif ıslatılmış
  • 1 yumurta
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 buçuk çay kaşığı tuz
  • Dilerseniz 1 çay kaşığı hardal

Diğer malzemeler;

  • 1 adet büyük kereviz
  • 1 adet büyük boy havuç
  • 1 adet büyük boy kabak
  • 1 kavanoz domates rendesi
  • yarım bardak su
  • eğer kendiniz yapıyorsanız 4 – 5 küp bulyon(tavuğu maydanoz ve soğanla kaynatıp soğuduktan sonra buz kalıplarına döküp kendi bulyonunuzu yapabilirsiniz), kendiniz yapmıyorsanız o kimyasal tozu lütfen kullanmayın!
  • 7, 8 adet arpacık  soğan
  • 1 diş sarımsak
  • tuz, karabiber, zerdeçal

Yapılışı

Öncelikle köftemizi hazırlayalım. Köfte için ayırdığımız malzemeleri derin bir kapta iyice özdeşleşene kadar yoğuralım. En az bir 3 dakika yoğurmak gerekiyor bence. Sonra da küçük top şekilleri verip, buzdolabında biraz dinlendirelim.

Bu sırada tüm sebzelerimizi halka şeklinde doğrayalım. Arpacık soğanları soyduktan sonra ikiye bölerek de kullanabilirsiniz. Sarımsağı yemeğe koymadan önce mutlaka bıçakla ezip öyle doğrayın böylece lezzeti yemeğin suyuna daha çok geçecektir.

Köfteleri küçük bir tavada renkleri değişene kadar kızartalım.

Derin bir tencereye biraz sıvı yağ, biraz da zeytin yağı koyalım ve ısıtalım. Yeterince ısınınca soğanları ve sarımsağı ekleyelim. Üzerine bir tatlı kaşığı şeker serperek çok az kavuralım. Daha sonra doğradığımız tüm diğer sebzeleri ekleyelim ve kavuralım. Sebzeler yumuşayınca domates rendesini, yarım bardak suyu ve ekleyecekseniz bulyonları ekleyip bir 10 dakika kaynatalım.

Köfteleri de içine katıp, en az yarım saat kaynatalım. En son karabiber, tuz ve zerdeçal ekleyip servis etmeden önce üzerini taze maydanozla süsleyelim.

Dilerseniz bu yemeğe suyunu verdikten sonra arpa şehriye, kuskus gibi minik makarnalar ekleyebilirsiniz.

Afiyet bal şeker olsun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

eleneksel bir düğün yemeğimiz olmamasının bir nedeni, düğünlerimizin misafir sayısının her zaman çok fazla olması.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s