Armutlu&Zencefilli Cheesecake

Şu an dünyanın ve ülkemizin geçtiği dönemin en belirgin toplumsal özelliklerinden biri yargılamak. Birbirimizi, kendimizi, aslında bizimle hiçbir alakası olmayan birçok şeyi amansızca yargılıyoruz, hatta yeni bir deyim bile türedi bugünlerde, ‘yargı dağıtmak’. Yargıladıkça, başkaları hakkında bilerek veya bilmeyerek hükümlere vardıkça, kendimizi yüksek bir hakim koltuğunda hayal ediyoruz, diğer tüm insanları ise bizden aşağıda bir yerlerde, zavallı birer sanık olarak görüyoruz. Halbuki başkaları için de bizler o acınası, hiçbir şeyden anlamayan sanığız. Bu bir kısır döngü. Yargılamanın bu kadar yaygınlaşmasının en büyük nedenlerinden biri hayatımızı sosyal medya yoluyla diğer tüm insanların erişimine çok fazla sunmamız. Hayatımızı yoruma açık hale getirmemiz bizi yargılanmaya maruz bırakıyor. Bunu kendimize biz yapıp, sonra da şikayet ediyoruz. Çıkmak için sürekli kazdığımız kuyuda daha da derine batıyoruz.

538AAA9A-0505-427D-B4F1-ED9E2A21F1CC

Kendimi, zaman zaman düşüncelerimi izlemeye itiyorum ve bunu yaptıkça bazen kendimi başkalarını yargılarken, başkalarının hayatı hakkında çıkarımlar, yorumlar yaparken yakalıyorum, ‘’aa onunla bu giyilir mi, aa onunla bu yenilir mi, aa bunlar küs değil miydi, ne zaman barışmışlar, aa bu kadının böyle bir evi mi varmış’’ gibi berbat, çöplük, gündüz kuşağı tv programlarından fırlama bir takım ‘düşünceler’ zihnimi geçtiği yerleri yakıp yıkan düşman kuvvetler gibi işgal ediyor. Bu beni inanılmaz rahatsız ediyor, her şey hakkında bu kadar çok fikrimin olmasından çok huzursuz oluyorum.

Tam da bunları düşünürken bir hikaye çıktı karşıma geçenlerde. Anonim bir hikaye. Hz. Ali’nin, zina yapmış bir kadını taşlamak için toplanan kalabalığa, ‘ilk taşı hiç günah işlememiş olan atsın’ demesi ve bunun sonucunda topluluğun dağılmak zorunda kalması ile aynı mesajı içeren bir hikayeydi.

Bu sefer hikayede taş değil, bir tohum herkesi durup, bir kendisi hakkında düşünmeye sevk eden;

‘’Bir zamanlar Çin’de yoksul bir adam o denli aç ve bitkin düşmüştü ki kendini tutamayıp bir armut çaldı. Adamı yakaladılar ve imparatorun karşısına cezalandırılmak üzere çıkardılar.

Hırsız, imparatora şöyle dedi: “Değerli efendim, çok açtım dayanamadım çaldım. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer beni af ederseniz, size paha biçilmez bir armağanım olacak.”

İmparator dudak büktü: ”Senin gibi birinde paha biçilmez ne olabilir ki?”

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzattı. ”Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içerisinde altın meyveler veren bir ağacın yeşereceğini göreceksiniz.”
İmparator bir kahkaha atarak; “Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.”

Yoksul adam: “Haşmetlim bu tohumu ben ekemem, çünkü ben bir hırsızım. Bu sihirli tohumu ancak ömründe hiç çalmamış, başkalarına haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler tarif edilmez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.”

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra da hırçın bir sesle: ”Ben imparatorum, bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim,” dedi. Yoksul adam tohumu başbakan’a uzatınca başbakan telaş içerisinde İmparatora dönüp itiraz etti: “Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim. Sihirli tohumu yanlış eker ziyan ederim bence bu tohumu hazinedar başı eksin.”

Hazinedar başı hemen bahane buldu ve bu görevi bir başkasına devretti. Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohumu ekme görevinden kaçındılar.

Sonra İmparator doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü, başı önünde duran başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve; “Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumunun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim” dedi, cebinden bir altın çıkardı yoksul adama tutması için attı.

Oradakilerin tümü ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama verdikten sonra, imparator gülerek adama seslendi:

  • Bas git buradan be adam, bu verdiğin ders hepimize yeter!’’

Yani bu dünyada hiçbirimiz aslında ne bir taş atabilecek, ne de bir tohum ekebilecek kadar temiz değiliz. Bob Marley’nin ‘bana çamur atabilirsin ama unutma, önce senin elin kirlenecek’ sözünü çok severim. Başkaları hakkında ahkam kesmeden önce bunu düşünmemiz, düşüncelerimizi, zihnimizi, ruhumuzu temizleyecektir.

42853081-6980-494F-B8C9-9DA4B9B88E5D

Burada önemli olan kendimizi yargılarken, iç sesimizin kendimize karşı azarlar, anlayışsız, öfkeli ve sürekli olumsuz yönde eleştirel bir hal almamasına dikkat etmemizdir. Kendimizi yargılarken acımasız olmamayı, kendimize karşı hoşgörü göstererek, kendi hatalarımızı kendimizi yermek, yetersiz hissetmek için değil dedi o hataları bir daha yapmamak için anlamaya çalıştığımız zaman, bunu öğrendiğiniz zaman başkaları hakkındaki düşüncelerimizde de aynı hoşgörü ve yapıcı tutumu yakalayabileceğiz. Başkalarına yönelttiğimiz yargılamaların ve eleştirilerin birçoğu, kendi içimizde, kendimize dürüstçe söyleyemediğimiz şeyleri başkalarına yansıtmamızdan kaynaklanır, böylece o özellikler sanki bize değil de başkalarına aitmiş gibi hisseder, kendimize böyle bir illüzyon yaratarak gerçeklerden kaçarız.

Bu düşüncelerden arındıkça zihnimizde daha güzel, daha yaratıcı, daha iyileştirici düşüncelere yer açılacak, o ferahlıktan huzur ve dinginlik doğacak. Başkaları yerine kendimizle meşgul oldukça, başkalarının hayatı yerine kendi hayatımız üzerinde çalıştıkça, taş atmayı aklımıza bile getirmeyeceğiz ama bir armut tohumu dikmeyi, tüm hata ve kusurlarımıza rağmen, içimizde bir yerlerde çok ama çok isteyeceğiz.

Bir armut tohumu ekmedim henüz belki ama size kış günlerine çok yakışacağını düşündüğüm ve farklı bulduğum bir lezzet sunmak istedim. Her zaman yaz ile daha çok bağdaştırılan cheesecake tatlısına, kışın en lezzetli armağanları olan armut, zencefil ve tarçınla biraz sıcaklık katmak istedim.

B72D44CA-A078-447A-8355-9C8A9C496D9D

Umarım beğenirsiniz.

Armutlu, Zencefilli, Tarçınlı Cheesecake

DCA2873F-F58A-418B-99AC-11900A813787

* Cheesecake tarifi için daha önceki gönderilerime bakabilirsiniz.

Malzemeler

  • 2 adet orta boy armut
  • 1 tatlı kaşığı taze zencefil
  • 1 buçuk bardak şeker
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 çay kaşığı tarçın

Yapılışı

1. Tavada tereyağını eritelim.

2. Armutların kabuklarını soyalım. Uzunlamasına ikiye bölüp, ince ince dilimleyelim.

3. Dilimlediniz armutları tereyağında biraz çevirelim.

4. Üzerini kaplayacak kadar şeker ilave edelim.

5. Şeker eriyip iyice karamel kıvamını alınca ince ince kestiğimiz taze zencefili ekleyelim.

6. Armutlar yumuşayana kadar pişirelim. Karameli azalırsa tereyağı ekleyerek çoğaltabilirsiniz.

7. En son tarçını da ekleyip iyice karıştıralım.

8. Cheesecake ile servis etmeden önce soğumasını bekleyelim.

Afiyet bal şeker olsun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s