Masal gibi bir Lezzet: Ev yapımı Dondurma ve Brownie

Israr kıyamet biraz da inat ve dirayetle masmaviye boyattığım odamda, beyaz köpüklü sulara dalan yunus ve balinalarla dolu tertemiz kokulu nevresimlerimin arasına gömülüp, annemin sıcacık elini tutarken anlattığı masalları dinleyerek uykuya dalmak çocukluğuma dair hatırladığım en huzur dolu anlardan. Annemden en çok iki düşman krallığın birbirine aşık olan çocuklarının aşkını dinlemeyi severdim. Bir nevi Romeo ve Juliet ancak annemin anlattığı masal hep mutlu sonla biterdi, kızla oğlanın aşkı öyle büyük ve yüceydi ki babalarının kinle kaskatı kesilmiş yüreklerini ısıtır, sonunda herkes bu aşka inanıp iki büyülü dünyayı birleşir ve bu barış sayesinde iki dünya da daha zengin ve daha mutlu bir hayat sürerdi.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki masal dinleyerek büyüyen çocukların sorun çözme yetenekleri yüzde seksen daha fazla gelişiyor. İleriki hayatlarında önlerine bir engel çıktığında onu aşmak için daha yaratıcı ve yapıcı çözümler bulabiliyorlar. Kendilerini daha az çaresiz hissediyor ve dünyaya daha pozitif bakıyorlar. Masallar hayal gücünü güçlendirdiği için olaylara farklı açılardan bakabilmeyi daha çocuk yaştan bireye kazandırıyor. Son zamanlarda masal terapisi tekniğiyle sadece cocukların karanlıktan korkma gibi fobileri değil, yetişkinlerin de çocuklularında yaşadığı travmalar tedavi edilebiliyor.

Büyüdükçe içinde yaşamak zorunda kaldığımız dünya düzeninde her zaman iyilerin kazanmadığını öğreniyoruz tabii (hatta çoğu zaman) ve bir çocuğu ileriki hayatında sürekli iyilerin kazanacağı beklentisine sokmak onu bu dünyanın gerçeklerine hazırlamada ne kadar doğru bir yaklaşım, bunu tartışmak gerekir. İşte bu çıkmaz noktada yapmamız gereken, kazanmanın ne demek olduğunu çocuğa iyi bir şekilde, tüm maneviyatı ve içsel zenginliğin önemiyle kavratmamızdır. Kazanmak mutlaka savaşları kazanmak, ülkeleri fethetmek değildir, bazen sadece içimizdeki kötülüğü yenmek, en büyük zafer haline gelir.

Masallarda genellikle  kötülüğü temsil eden bir ‘villain’ yani kötü kahraman ve kötülüğü yenen, cesur, doğaüstü güçlerin daima yardım ettiği bir iyi kahraman bulunur. Kötülere de kahraman denmesi garip gelebilir ama iyi kahramanın içindeki potansiyeli çıkarmadaki rolüyle o da kahramanlığı hak etmiyor değil sonuçta bir zorluğun üstesinden gelmemiş, korkularının üzerine gitmemiş hiç kimseye kahraman diyemeyiz.

Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında ise yazar Clarissa P. Estes Mavi Sakal masalını ele almış ve masallardaki farklı kahramanların insanın içindeki farklı güçleri ve yönleri sembolize ettiğini öne sürmüştür. Örneğin, Mavi Sakal ile evlenen küçük kız kardeşin onu sürekli tehditlere karşı uyaran ablaları kızın içinde var olan, önceki yüzyıllardan gelen kadınsal bilgeliği sembolize etmektedir, başı sıkıştığında onu kurtarması için çağırdığı abileri ise kadının içinde yaşayan psişik erkek gücüdür. ‘Bu erkeksi doğa bilinçlenme istediğinde kadına yardımcı olur ve onu destekler. Birçok kadın için bu karşıt içsel yön, içsel düşün ve duygular dünyası(dış dünya) arasında köprü kurar.’

Yani aslında bir masalda dinlediğimiz kötü ve iyi karakterler bizim ruhumuzun iki farklı yönü olabilir ve biz hangi yöne kuvvet verir, hangi yönü beslersek sonunda o kazanır. Bu açıdan bakıldığında masalların sonunda hep iyilerin kazanması, insanın içindeki iyiliğin içindeki kötülüğe baskın gelmesi olarak da yorumlanabilir.

‘İçimde iki tane kurt var. Biri iyi, biri kötü. Ve ben hangisini beslersem, sonunda o kazanacak’ – eski bir Kızılderili sözü

Sindirella, Pamuk Prenses gibi en bilindik masalların asıl versiyonlarına baktığımızda aslında biraz da korkunç olduklarını görebiliriz, Sindirella masalının orijinalinde kız kardeşlerin ayakkabıya sığması için ayaklarını kesmesi veya Uyuyan Güzel’de kızı bulan kralın Uyuyan Güzel uyanmayınca ona tecavüz etmesi, kralın aslında evli olması, Uyuyan Güzel ile evlenebilmek için karısını öldürmesi gibi. Beni en çok şaşırtan masallardan biri klasik Alman masallarından Max und Moritz idi. Yaramazlık yapan çocukların kazanlara atılıp kaynatıldığı, kesilip kurabiye hamuruna yoğurulup, fırınlarda pişirildiği bir dizi masal serisi! Bunları çocuğuma okuduğumu hayal dahi edemiyorum.

Biz en iyisi Unesco Kültür Mirasi olan Dede Korkut Masalları’yla başlayalım, Anadolu’muzun Şahmeran’ıyla devam edelim ve daha sonra dünyanın diğer masallarına doğru yolculuğa çıkalım.

Masal okumak bana çok iyi geldi, geliyor. Daha kişiliği oluşurken bir insana masal okumak, bir çocuğun kalbine iyilik tohumlu ekmenin sihirli yoludur. Bir çocuğun kalbindeki iyiliğe, güzelliğe, merhamete giden kapıları açan anahtarlar olurlar.

Ben de size ağzınıza atar atmaz dünyanın aslında güzel bir yer olduğunu düşündürecek, içinizdeki iyiyi besleyecek masal gibi bir tarif hazırladım. Her şeyden önce evde dondurma yapmanın ne kadar kolay olduğunu görünce çok şaşıracaksınız ve bence bir daha o koruyucu kimyasallarla ve rafine şekerle dolu dondurmaları evinize sokmayacaksınız. Ben bu sefer brownieyle keyfini çıkardım ama elmalı tarçınlı keklerle de harika olur bence 🙂

Brownie ve Ev yapımı Dondurma

dondurma

Önce dondurmayı yapalım,

Dondurma

Malzemeler

  • 1 adet muz (dilimlenmiş ve buzdolabında dondurulmuş)
  • yarım paket labne peyniri
  • 3 – 4 kaşık bal
  • dilerseniz kakao, damla çikolata, çilek veya ne isterseniz ekleyebilirsiniz.

Tüm malzemeleri blenderda karıştırıp, buzdolabına alalım. Çok basit görünüyor biliyorum ama tadına inanamayacaksınız. Herkes ba-yıl-dı!

Brownie

Malzemeler

  • 4 kaşık hindistan cevizi yağı / eğer tercih etmezseniz 4 kaşık tuzsuz tereyağı veya margarin
  • 160 gr bitter çikolata / yine dilerseniz yarı yarıya sütlü çikolata ve bitter çikolata ile yapabilirsiniz
  • 2 yumurta
  • 3/4 su bardağı oda sıcaklığında süt
  • 1 tatlı kaşığı vanilya esansı
  • yarım su bardağı hindistan cevizi şekeri veya pudra şekeri (normal şeker kullanmayın çünkü içinde pütür pütür kalır)
  • 1 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 tatlı kaşığı kakao

    fırın kabı:20 veya 23 cm lik olursa daha iyi olur. 26 cmlik kaplarda çok ince bir brownie elde edersiniz.

Yapılışı

  1. Fırınınızı 170 dereceye ayarlayın.
  2. Çikolataları küçük küçük kesin.
  3. Hindistan cevizi yağı veya margarini eritin.
  4. Yağı çikolatanın üzerine dökün ve eritin. Biraz soğumasını bekleyin.
  5. Yumurtaları teker teker içine ekleyin ve karıştırın. Soğumasını beklemezseniz yumurta pişer ve her şey çöpe gider.
  6. Şekeri ekleyin ve karıştırın.
  7. Sütü ekleyin ve koyulaşmış karışımı böylece açın.
  8. Kuru malzemeleri bir yerde karıştırın. İki defada karışıma ekleyin.
  9. Yağlı kağıt serdiğiniz veya yağladığınız fırın kabınıza dökün.
  10. yaklaşık yarım saat 4O dakika pişirin.
  11. Afiyet bal şeker olsun.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s